Yükleniyor...
Yükleniyor...
Ağız ve diş sağlığı alanında hastalarımızdan en sık duyduğumuz şehir efsanelerinden biri, diş taşı (tartar) temizliğinin dişlere zarar verdiği yönündedir. "Bir kere temizletirsem hep temizletmem gerekir" veya "Temizlik yapılırken dişlerim aşındı" gibi düşünceler yüzünden birçok kişi tedavisini ertelemekte, sonunda çok daha büyük diş eti hastalıklarıyla karşı karşıya kalmaktadır.
Gün içinde yediğimiz yiyecekler ve tükürük birleşerek dişlerimizin üzerinde görünmez bir bakteri plağı oluşturur. Bu plak günlük fırçalama ve diş ipiyle uzaklaştırılmazsa, tükürükteki minerallerle birleşerek sertleşir. Artık fırçalamayla çıkmayacak kadar sertleşen bu yapıya "diş taşı" diyoruz.
Kesinlikle Hayır! Diş hekimleri diş taşı temizliği yaparken ultrasonik (titreşimli) özel uçlar kullanırlar. Bu aletler dişi kazımaz, sadece diş yüzeyine sıkıca tutunmuş olan sert taş tabakasını titreşim ve su gücüyle kırarak uzaklaştırır. Diş minesinin sertliği, kullanılan ultrasonik uçlardan çok daha yüksektir; bu nedenle minenin çizilmesi fiziksel olarak mümkün değildir.
Diş taşları temizlenmeden önce dişlerin aralarını ve kök yüzeylerini kaplayarak sahte bir duvar örmüştür. Hatta ilerlemiş vakalarda eriyen kemiğin yerini taşlar doldurur. Hekim bu zararlı taşları temizlediğinde, hastanın diline dişlerin aralanmış hissi gelebilir. Ancak bu aralıklar dişin kendi doğal anatomisidir.
Benzer şekilde, taşların altından çıkan ve uzun süredir tükürük/hava ile temas etmeyen kök yüzeylerinde birkaç gün sürecek geçici sıcak-soğuk hassasiyeti olması çok normaldir ve iyileşmenin bir parçasıdır.